|
Katliamlar süreci...
Katliamlar süreci...
Abdülhamit dönemi katliamlarının kapsamı ve yoğunluğu, hükümdarın kanlı istibdadının uygulanması için yerel ve uluslararası düzlemde imkan veren geniş bir alan bırakıldığını göstermiştir
Anadolu'nun yüzde üçü Türk
Türkler geldiklerinde Anadolu’da Rum, Ermeni, Kürt ve Süryaniler vardı. TC’nin nüfusu içinde Orta Asya’dan gelenlerin genlerini taşıyanların oranı yüzde üçtür.”
Ermeniler'in Nurembergi
Bugün 1915 Ermeni Tehciri’nin mimarlarından Talat Paşa’nın Berlin’de Soghomon Tehliryan adlı bir Ermeni tarafından öldürülmesinin 88. yıldönümü
Ermeni Ulusal Demokratik Hareketi ve 1915 Soykırımı
Tarih:23.4.2009
Recep Maraşlı'nın “Ermeni Ulusal Demokratik Hareketi ve 1915 Soykırımı” Eseri Sait Çetinoğlu
İttihatçıların eylemlerini savunmak zorunda mıyız?
Dr. Ümit Kardaş: 27.4.2010 Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi kararında "suçların suçu" olarak tanımlanan "soykırım" kelimesini ilk ortaya atan kişi Polonyalı Yahudi bir avukat olan Rafael Lemkin'di.
İşte 1942 varlık vergisi
2. Dünya Savaşı yıllarıydı. Türkiye savaşa girmemiş ama ciddi bir ekonomik bunalıma sürüklenmişti. Karneli günler başlamış, enflasyon, vurgunculuk, karaborsa, rüşvet almış başını yürümüştü.
What is the Capital Tax-Varlik Vergisi?
The Mechanisms of Terrorizing Minorities: The Work Battalions and the Capital Tax-Varlik Vergisi- in Turkey during the WWII.
The Capital Tax known as Varlik Vergisi,
Müslüman Ermeniler anlatıyor
Anneannesi, Babaannesi, Dedesi Ermeni Olanlar Geçmişle Yüzleşiyor
Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Halaçoğlu'nun Alevi Kürtler'in Ermeni kökenli olduğuna ve elinde listeler bulunduğuna ilişkin açıklamaları büyük tepki gördü.
Ermeni Kökenliler
Adıyaman’dan bir okur uzun mektubunda bir aile sırlarını benimle paylaşmak istemiş. Dedelerinden babalarına, babalarından kendilerine anlatılarak gelen bir aile sırrıymış bu. “Bizler köycek Ermeni dönmesiyiz, hepimiz de akraba sayılırız 1915’de sevkiyata gitmemek için dönmüşüz,
Sözlü tarihte 1915 Ayşe Hür
Bazen Muş aklıma geliyor... Vatanımızdaki evimizi, yakınlarımızı, yüksek kavak ağaçlarıyla çevrili büyük avlumuzu, avlunun kavaklarının üstüne her ilkbaharda gelip yuva kuran leylekleri hatırladığımda delireceğimi düşünüyorum...
|
|
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
|
| Dünya Kimyasal Ali'ye de kalmadı |
|
Cahit Mervan Kimyasal Ali idam edilirken, neyi düşündü, gözlerinin önünde ne canlandı acaba? Bunu hiçbir zaman, hiçbirimiz öğrenemeyeceğiz. Ama ben haberi ilk duyduğumda Halepçe ile birlikte başka bir görüntü gözlerimin önünde canlandı. Bu dünya Kimyasal Ali'ye de kalmadıKimyasal Ali idam edilirken, neyi düşündü, gözlerinin önünde ne canlandı acaba? Bunu hiçbir zaman, hiçbirimiz öğrenemeyeceğiz. Ama ben haberi ilk duyduğumda Halepçe ile birlikte başka bir görüntü gözlerimin önünde canlandı. Ben, Ali Hasan El Mecid'in, yani nam-ı diğer Kimyasal Ali'nin baş rolde olduğu o görüntüleri 1996 veya 97 yıllarında izledim. Ne yazık ki bu çekimlerin ne zaman yapıldığı konusunda tam bilgiye sahip değilim. Ancak yer Güney Irak. Yani Şiilerin yoğun olduğu bölge. Saddam Hüseyin'in amcasının oğlu, General Ali Hasan El Mecid bizzat bir infaz töreninde hazır bulunuyor. Bir grup Baas askeri ve üst rütbeli subayın en önünde duruyor. Karşısında ise elleri arkadan gömlek ve ceketleriyle bağlanmış 7-8 kişiden oluşan Şii bir grup. Askerler grubu tarayarak infaz ediyor. Tüyler ürpertici katliam, bu sahneyle son bulmuyor maalesef. Ali Hasan El Mecid beylik tabancasını kılıfından çekiyor. Kurşunu namluya sürüyor. Zaten ölmüş olan insanların başına bir de kendisi tek tek sıkıyor. İpte sallandırılmadan önce acaba bunları düşündü mü? Halepçe'yi, 180 bin Kürdün soykırıma uğratıldığı Enfal sahnelerini düşündü mü? Bunu hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. Ancak bildiğimiz bir gerçek var. Bu dünya hiçbir diktatöre, katile, soykırımcıya kalmadı. Bu dünya Kimyasal Ali'ye de kalmadı. İdam edilmesi gerekiyor muydu? Hayır. Peki, idam edildiği için üzgün müyüm? Asla. Aslında yapma-etme dünyasının son örneği Kimyasal Ali. Bağdat'ta Saddam ile birlikte tiran rejimi kuran, Irak'ı Kürtler ve diğer halklar için cehenneme çeviren Kimyasal Ali, ektiğini biçti. Tarihte de hep böyle olmuyor mu? Hangi soykırımcı bu akıbetten kaçabildi ki? 'Eceli' ile ölenler dahil, araya yıllar, asırlar girse de yargılanmaktan, tarih ve insanlık önünde hesap vermekten kurtulamıyorlar. Mazlumun ahı er veya geç bir gün kapılarını çalıyor. Firavundan bu yana hep böyle oldu. 20. yüzyıl ise bunun sayısız örnekleriyle dolu. Bir şekilde tarih ve insanlık bu tiranların yakasına yapışıyor ve 'Gel bakayım' diyor. Hayatta iken yakasına yapışamadıklarını da mezarda yargılıyor. 1915 Ermeni ve Asuri-Süryani halkına karşı işlenen soykırımın baş aktörleri ecelleriyle mi öldü? Hayır. Talat Paşa Almanya'nın başkenti Berlin'de, Enver Paşa Tacikistan'ın Belçivan kasabasında, Cemal Paşa Gürcistan'ın başkenti Tiflis'te öldürüldü. Kaldı ki iş bununla da kapanmadı. Şimdi tarih onları 1915'le yüzleşmeye çağırıyor. Peki ya diğerlerine ne oldu? İşte birkaç örnek: Hitler yargılanmayı göze alamadı. Eşi ile birlikte intihar etti. Cesetlerini yaktılar. İtalya'nın faşist diktatörü Mussolini, metresi ile birlikte, hem de Alman üniformasıyla, at arabası içinde otların arasına gizlenmiş bir şekilde kaçarken partizanlar tarafından yakalandı. Olduğu yerde infaz edildi. İbreti alem olsun diye ayağından Milano'da bir meydanda asıldı. Hitler'in intiharı sonrası bir günlüğüne şansölyeliğe yükselen, Nazi Almanyası'nın propaganda bakanlığını yapan Goebbels'in akibeti ise ibret verici ve bir o kadar da dramatikti. Kendisi eşi ile birlikte, onca yaşanan acı ve soykırımda hiçbir suçu ve günahı olmayan altı çocuğunu zehirleyerek öldürdü. Sonra eşini infaz etti. Ve daha sonra kafasına sıktı. Nikaragua'da ABD'nin sınırsız desteğiyle diktatörlük kuran, halkı açlığa mahkum ederken kendisi ve ailesi için ihtişamlı bir yaşam süren Somoza, 1979 yılında iktidardan indirildiği zaman ABD bile kendisine ülkeye giriş izni vermedi. Gittiği Arjantin'de sol bir grup tarafından infaz edildi. Mısır'ın tartışmasız diktatörü Enver Sedat'ın, Kenan Evren'e kardeşim diyen Pakistan'ın Ziya Ül Hak'ın akıbetleri ise biliniyor. İlki stadyumda infaz edildi. İkincisinin ise helikopteri havada infilak etti. 'Bizimki' ise resim çizmeye devam ediyor. Bin operasyon yapan, paşa paşa gününü gün ediyor. Kürt köylerini yakanlar gerdan kırıp keyif çatıyor. Bu geleneğin yeni, kendine Müslüman, kendine demokrat temsilcileri ise Kürtlere karşı kin ve nefrette sınır tanımıyor. Hem de 'Kelepçe ile yetinin' diyecek kadar. Darbe ve 12 Eylül rejimi, Fırat'ın doğusunda ve Kürtlerin yaşadığı her yerde uygulanıyor. Eeee. Ne diyelim? Kürtler de Allah'ın kuluysa eğer -ki öyleler- ahları bir gün bu zulmü onlara reva görenlerin kapısını çalacak. Bu dünya Kimyasal Ali'ye kalmadı. Merak etmeyin. Türkiye'deki ne eski, ne de yeni tiranlara da kalmayacak... |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|










